Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne layık görülen Gülçin Karaş Duman, Varlık Yayınları’ndan çıkan Kader’in Ağı isimli ilk kitabıyla, okuyanları bir geziye çıkarıyor.
Öykülerindeki çeşitlilik, toplumcu gerçekçilik, kahramanların hiç de birbirine benzemeyen yanları, sanki Duman’ın içinde olduğu; şehirler, hatta uluslararası yolculuk yapan, bu sırada birkaç kasaba, köyde konaklayan arabanın dikiz aynasından yansıyor gibi. Gibisine gerek yok aslında, Gülçin Karaş belli ki bir gözlem gezgini. Bütünüyle şiirsel bir dille çıkardığı öykü yolculuğunda, edindiği/tasarladığı gözlemlerle, Anadolu’ya, oradan Ankara’ya, bir fincan kahve içimliğine Nişantaşı’na ve İran’ın Zencan iline götürüyor bizi.
Duman, Halk Edebiyatı öğeleriyle bezediği öykülerinden Kulağı Çınlasın’da alt kimlik üst kimlik sorgulaması yaparken, mezhep ayrımcılığına değindiği Dua isimli öyküsünde, barışçıl sesini duyuruyor. Gülçin Karaş Duman, öykü kitabı Kader’in Ağı için şöyle diyor: “Konu çeşitliliği ve özgünlük benim için çok önemli. Tek bir konunun, sözgelimi salt aşkın yazarı olmaktansa, başlı başına yaşamın yazarı olmayı yeğlerim. Gözlemlerimin, ayrıntıları önemseyişimin ve belleğimin öykülerimde yararı dokunuyor. Öykü kahramanlarımı anlatırken, kendimi onların yerine koyar dünyaya onların gözünden bakmaya çalışırım. Dilimizde, kültürümüzde büyük bir yozlaşma ve kayıp yaşanıyor. Günbegün, öz varlıklarımızı, değerlerimizi yitiriyoruz. Küreselleşmenin etkisiyle, anlatımımız, yaşayışımız kendi kültürümüzün egemenliğinden çıktı. Neredeyse kendi dilimizi konuşmaktan utanır hale geldik. Benliğimiz popüler kültürün kuşatması altında. Halk edebiyatı unsurlarına yer verme çabam, kültürüme olan bağlılığıma ilintili. Anadolu insanını kendi dilinden ve olanca kültürel zenginliğiyle anlatma çabasındayım.” Körebe isimli öyküsüyle, belki de bütün söylediklerini temellendiriyor.
Alıntılar
“Ertesi sabah, dedi ki Ezo, ‘Yapmalı esaslı bir şey, köyden yitip gitmeden.’ Ozan’ın pamuklu donunu aldı; tastaki vişne hoşafına daldırdı. Öpüp kocasını dudaklarından, sarkıttı kırmızılı donu evin arka camından. ‘Gerdeğe yer döşeğinde girdik; bakirliğini bildirdik; sıçanlarla işimizi bitirdik, bundan böyle dayayalım sırtlarımızı birbirimize, koyalım başlarımızı birbirimizin dizine… Ek toprağıma sevgini; gör hayrını bereketini.” (Ezo, s. 26)
“…..Neden sonra, sigarasının dumanıyla boşluğa bir kalp çizip soruyor;
― Beni seviyor musun Sabiha?
Yaşlı Sabiha, çipil çipil gözlerini kırpıştırıyor, altın kaplama dişlerini göstere göstere gülüyor.
― Bu da sorulacak soru mu, kız? Altımdan, üstümden kaç herif geçti ama hiçbiri eline su dökemez!
Beklediği yanıt bu değil Kader’in. Sıkıntıyla burnunu çekip, başını Sabiha’nın göğsüne dayıyor. Annesinin göğüsleri nasıldı acaba? ….” (Kader’in Ağı, s. 34)
Kader’in Ağı / Gülçin Karaş Duman / 2006 Varlık Yayınları / 96 s.
Gülçin Karaş Duman
1977’de Ankara’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Ted Ankara Koleji’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, İstanbul’da veteriner ilaçları üreten bir fabrikada ürün sorumlusu olarak çalıştı. Bir yılın sonunda da Ankara’ya döndü. Mesleğinde uzmanlaşmak amacıyla Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı’nda doktora çalışmalarına başladı. Aynı bölümde, iki yılı aşkın bir süre araştırma görevlisi olarak çalıştı. Sınavla Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’na geçti, doktora tezini bu sırada tamamladı. Bakanlıkta Avrupa Birliği Uzmanı olarak görev yapıyor.
İllüstrasyon: Semih Poroy