Yeşil Şahane Bir Şey


Deniz Arcak

Fotoğraf: Dani Simmonds
Yeşil denince herkesin aklına doğa gelir herhalde, değil mi? Ormanlar, ağaçlar, dereler, nehirler, gövel ördekler, sonra trafik lambası, hani şu güzel anlama gelen, “geç” olan da yeşildir, zümrüt de yeşildir, demek ki Zümrüdü-anka kuşu da yeşildir, geyik psikoloji testleri vardır hani, bi dakka belki de geyik dildir, belli ki bilmiyorum ama onlarda da kendini hep yeşil bir ortamda düşünmeni isterler, mesela orman gibi, bir de mideniz fena olduğunda suratınız yeşerir ama yeşille ilgili ilk akla gelenlerden değildir bu, öyle değil mi? Aklıma gelen en hoş yeşil, buldum ki cennettir. Cennet yemyeşildir.

Eskiden renklere dair bir şey öğrenmiştim herkes gibi. Ana renkler, ara renkler, şöyle ki; ana renkler, kırmızı, sarı, mavi. Yeşil de mavi ile sarının kaynaşmasından meydana gelen bir ara renk oluyor ama şahsen bana çok asil bir ana renk gibi gelmekten de duramıyor. En sevdiğim renk olduğunu düşünürüm yeşilin, aslında renklerin alayını pek severim ama yeşilin yeri ayrıdır hani. Kafadan huzur anlamına gelmez mi? Terapist bir renk.

Çok sevdiğim bir beyit var; ‘Gökyüzü ağlamasa, yeryüzü gülemez’ diye, buradan da anlaşılıyor ki, yeşil için bir bedel ödemeli. Öyle kolay kolay seyre dalınamıyor yeşile yeşil yeşil.

Fotoğraf: Dani SimmondsYeşil olmak ve yeşil kalmak önemli bir avantaj sanırım. Şundan kelli: ağaç yaş (yeşil) iken eğilir. Yani kurumayıp da yeşilliğini korursan, keşfedecek ve öğrenecek ve yaşayacak şeyin oluyor hep. E kuruduysan, adı üstünde kurudun işte. Bildiğine inandıysan neyi öğreneceksin ki. Eğer kuruduysan, rüzgar hep aynı rüzgar işte hırt hırt diye geçiyor üzerinden; ama eğer yeşilsen, rüzgar fışır fışır yeni şeyler fısıldıyor kulağına. Kalbine yeni tohumlar, meraklar ekiyor, sula da yeşert diye.

Tüm faydalı yiyecekler de yeşil; sebzeler, meyveler, kiviler, mercimekler: Sağlıklı yaşam için bunlardan yiyin demiyor mu tüm uzmanlar? Hem de yeşilken tüketmek en sağlıklı versiyonmuştur ya hani.

Yeşil gerçekten cennetten gelme. Hep kendine dair şeyler hatırlatıyor ve yaşatıyor, global olarak yani. Hulk diye bir çizgi film yok muydu yahu? O koca yeşil dev adamcağız da iyi biri değil miydi? Evet, evet, her tezimde çıkıyor ki yeşil şahane bir şey. Bu konu sayesinde yeşilin içimdeki yeri sabitlendi, büyüdü, şeffaflaştı, kutsallaştı. Ben de hep merak ederdim, neden bu yeşile bu kadar düşkünüm diye? Hatta yakınlarımın da gözünden kaçmaz yeşilperestliğim. Meğer bilinç altımın hali buymuş. Bir de bunlar kelama getirmeye çalıştıklarım, daha bu suyun altında görünmeyen aysberg var yani.

İçimdeki hamfendünün cenneti, malum hanımefendi olmadan girilemez cennete (haa bir de çocuklara serbest ama bu yaştan sonra yemezler zahir), yemyeşil bir yer. Ağaçlar var, istediğin sıklıkta ve cinste. Sular akıyor yeşil bir saydamlıkla, içinde küçük pırıltılar göz kırpıyor hayal ettiğin kadar. Orda ağırlığın yok, çok hafifsin, ister uçar ister konarsın. Beğendiğin bütün canlılar ve cansızlar orada yeşil bir saydamlıkta. Aslında beğenmediklerin de orada ama çıkarmışlar üstlerindeki çirkinlik maskelerini, özleri kalmış en ışıklısından. Gökyüzü masmavi, hayal edemeyeceğinden de ala, güneş var pırıltıdan dört köşe ama kavurmuyor, cennette onun huyu kavurmamak. E, gökyüzü ve güneş birbirine aşkını ilan edince her yer yemyeşil, zevkten çaresizlikle. Oturuyorsun yumuşacık, yemyeşil bir döşeğin üstüne, aşktan yarılmış, aşk doğurmuş şahaneliği seyretmeye. Zevkten terliyorsun, terleyince mis gibi kokular saçıyorsun etrafa. Her yer muhteşem kokuyor, çünkü tüm sevdiklerin orada öyle zevkten terliyor. Herkes çok şık ama bunun için çaba sarf etmemiş, güzel şeyler düşünmüş sadece, o düşünceler de sarmış şeffaf bedenleri yeşilin en naif tonlarıyla ve dokularıyla. Dünyanın en tatlı meltemi esiyor, okşuyor seni. Kafana takılan her şey, tüm kötülükler ve çirkinlikler ölmüş. Mezarlığıysa çok çok uzakta ama orası da yeşil ve güzel, bakma. Burayı düşlemek için vesile oldu ne de olsa. Her baktığın şey, içinde en güzel yanıyla yankılanıyor. Her dokunduğun şey tüylerini zevkle ürpertiyor. Her tattığın şey mest ediyor. İnsan burada mestten ibaret oluyor. En önemlisiyse ‘hiç boş laf duymuyorsun’ orada.

Ölesim geldi valla ama korktum sonra, aklıma geldi ki bunu hak edecek bir şey yapabildim mi ki diye.

Eminim yeşil çok yakışır hepimize, üzerimize, aklımıza, fikrimize. En beğendiğiniz yeşile emanet olunuz yüreğinizde. Amin.

Fotoğraflar: Dani Simmonds



Page copy protected against web site content infringement by Copyscape