Ayna Ayna Güzel Ayna…


Deniz Arcak

Fotoğraf: Bikem Ekberzade

 

Ayna ayna güzel ayna, söylesene bana, senden daha bir güzel var mı şu dünyada?

Evet, sizin de fark ettiğiniz üzere, yukarıdaki cümle Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler adlı masaldan alınmıştır. Sadece ufak bir farkla, bu küçük farkı bulan ilk 100 kişiye, sarı sardunya hediye etmek isterdik, ama biz hiç görmedik.

Çocukluğumda belki de bin kere, annemi esir alıp bu masalı anlattırmam, benim obsesif bir insan oluşumu gösterse de asıl üstüne bastırmak istediğim konu, bu değildir. Evet, asıl demek istediğim, o masaldaki herkes, başta, Pamuk Prenses de benim, cadı da kalbini çıkaracak avcı da Pamuğun babası da yedi cücenin yedisi de; bir de ne göreyim, hepsi de benim; icabında zehirli, kırmızı elma da benim affedersiniz. İşin hakikatinde şuraya çözülmek istiyorum; bazen, Pamuk Prenses kadar saf, güzel ve gencim, bazen o, cadı, üvey anası gibi, yaşlı, çirkin ve kötü kalpliyim, bazen, kalbini çıkaracakken kıyamayan avcı gibi, yetersiz bir iyi kalplilikteyim, tek bir vücut olmuş yedi cücenin, tek bir vücutta yedisi, icabında 27’siyim, bazen de düşüncelerim ve dilim, o zehirli elma gibi.

Bu masalı, kendi şuur çerçevemde, iki yaşında dinlemeye ve algılamaya başlamış olsam, sanırım, profesyonel olarak, anneme takriben 10-12 yıl anlattırmış olsam da, hala bu masaldan anladıklarım, gün geçtikçe değişiyor. Şöyle ki, 12 yaşıma kadar, kendimi hep Pamuk Prenses sandım; sonra yavaş yavaş içimdeki avcıyı keşfettim, daha sonra, içimdeki cadıyı keşfetmem çok acı oldu; ama en kötüsü, içimdeki zehirli elmayla karşılaşmam oldu. Cücelerse, her geçen gün maddi manevi, içimde katlanarak bana ayna tutmaya devam ediyorlar. Haa, cüce ama dil pabuç kadar. Evet, bana ayna tuttuğunu anladığım, şu an için ilk şey bu masal oldu.

İşin ardına bakacak olursak, aslında, içimizdeki ve dışımızdaki tüm duyularla iletişime geçtiğimiz her şey, bize ayna tutmakta. Ataların dediği gibi; “Bülbül, karşı dağa seslenmiş, karşıdan kendi sesi gelmiş.” Yine ataların dediği gibi; “Aynanın ardındaki sır olmasa, ayna, aynalığını yapamaz.” Bu son cümleden anladığım, dışarıyı, dolayısıyla da insanın kendi içindeki ummanı keşfetmesinin sonu yok. (Hani dışarısı, içerisine ayna tutuyor ya)

Şimdi bundan gerisini yazmak için aklıma düşünceler üşüşüyor ama, nasıl bağlayacağımı bilemiyorum. Ben direkt gireyim en iyisi.

Arkadaşlıktaki aynalık görevine gelmek istiyorum. Şahsi keşfim, her iki taraf açısından da gaaayet şuursuz bir görev. Fakaaaat çok önemli bir görev. Şöyle düşünüyorum; insanın ailesi, belki de en çok kendine baktığı ayna, fakat özellikle ergenlik ve gençlik dönemlerinde, aileler tabii ki (çocukları daha şahane olsun diyeymiş ben daha yeni idrak edebildim de; eee daha çok gencim naapiim) olumsuz yönlerini yontmak içün, “Öyle yapma böyle yap, onu yeme bunu ye, ders çalış, geç gelme…” der; bu liste sonsuza uzanabilir, en azından benim açımdan. Aileler naapsın efendim, doğal olarak çocukları adam olsun istiyorlar. Bir parantez, inşallah adam olmamakta kararlı değilsek. Demem o ki; insan onaylanma ihtiyacı olan bir varlık, belki de yemekten içmekten bile önde gelebilir, en azından tokken. Onun için bütün aileler bir dönem aynı şeyleri söylüyor diye düşünülerek, arkadaşlarla vakit geçirmek çok daha cazip gelir; öyle değil mi efendim hatırlayalım. İşte bu yüzdeeen, arkadaşlar farklı bir ayna tutmaya başlarlar, kişiliğimize, içimize, öz güvenimize. Bir de onlar ailemiz olmadıkları için bu iş bazen fütursuz ve aynı zamanda da çok faydalı olur. Şöyle örnekleyebilir miyim affınıza sığınarak; mesela sizi gerçekten seven, duvarsız olan arkadaşınız, eğer burnunuzda sümük varsa size, “burnunda sümük var,” demeli. Öyle değil mi efendim. Ama, hayatımızın içine baktığımızda, sona eren arkadaşlıklarımızın çoğu, üslup yamukluğu yüzünden güme gitmemiş midir?

Hataları hep başkalarında bulup, “Düşünüyorum da fevkaladeyim” diye yaşamak, insan olarak, yol almaya çalıştığımız şu hayatta, önümüzde duran en büyük engel değil midir? Ne demiş; “Baktığın her yerde bir çöp görüyorsan, o çöp senin gözündedir, çıkar da bak reca ederim.”

Hepimiz için temennim şudur, baktığımız maddi, manevi her aynada, kendimizi çok güzel görelim, göremediysek, yine etrafımızdaki aynalardan faydalanarak, kendimize en yakışanı bulalım.

Öperim efendim, sevgilermi ve de saygılarmı sunarım.



Page copy protected against web site content infringement by Copyscape